7 Mart 2017 Salı

Ruhlar yalnızlığı sever

Kafamda ki saçlar bile ağır gelirken bazen ,birilerini poh pohlamak çok büyük eziyet  veriyor ruhuma. Hani bazen   herkesten kaçarsın da bir adım bile uzaklaşamaz sın ya işte öyle bir şey.  Canını yakanları sevdiğini sanarsın ya aslında sevdiğin için yanar canın aynı şeyi sevmediğin biri yapsa umursamazsın bile. Unutmak istersin bir türlü unutamazsın en olmadık anda gelir aklına . Alır başını gidersin uzaklara herşey ve herkes seninle gelir . Kendini değiştirmediğin sürece kötüler hep seni bulur.  Güven çemberini açtıkça sen  herkes içine atlar , dost ,arkadaş öyle kolay olunmaz kolayda kaybedilmez. Ne hali varsa görsün . Hep ben aradım sordum diyen zaten dost,arkadaş olmaz. Neden yazıyorum bunları kırgın mıyım ?yooo
Mutsuzmuyum ?yoo
 Ben sadece bu dünyada ki yerleşik bozuk düzene alışamıyorum. İnsanların seni sevmesi için ya çok zavallı olacaksın. Ezik olduğun için  acıyıp ah vah yapacaklar iki gün sonra arkandan konuşacaklar. Ya da çok güçlü olacaksın seviyor muş gibi yapıp arkandan konuşacaklar.  Gerçek dost ve arkadaşlar zaten her daim yanın da dim dik duracaklar. 

24 Şubat 2017 Cuma

Ninemden masallar


Bir varmış bir yok muş evvel zaman için de kalbur saman için de, çook  çook uzak ülkelerden birin de  yaşlı bir kadın ve oğlu yaşarmış... yaşlı kadın her gün oğluna evlenmesi için ısrar edermiş. Oğlan  artık annesinin ısrarlarından bıkıp tamam anne  bana bir kız bul da evleneyim demiş... Anne köy ,kasaba demeden  evinde  evlenecek çağa gelmiş kızı olan her aileye misafir olmuş... Ama kimseler kızını vermek istememiş, çünkü çok fakirmişler sadece bir tarlaları ve bir çift öküzleri varmış. Anne tam vazgeçecekken  bir komşuları karşı köyde bir kız var ama çok tembel  hiç bir iş yapmaz  isterseniz onu size verirler  demiş. Anne hemen oğlunu da yanına alıp, gidip kızı oğullarına istemiş . Kızın ailesi kızı veririz ama bizim kızımız hiç bir iş bilmez wc bile gitmez  ona lazımlık getiririz , biz her şeyi ayağına
getiririz,yemeğini ağzına besleriz ,kucağımızda yatağına götürürüz demişler. Anne bunu duyunca kızı gelin mi alacağım yoksa  ben ona bakıcı mı olacağım deyip vazgeçmiş. Ancak oğlan kızı ,kızda oğlanı beğenmiş annesini ikna etmiş ve düğün yapmışlar.  Oğlan annesine anneciğim bir ay boyunca hanımıma lazımlık getir ama  wc nin yerini her gün hatırlat. Her gün ağzına besle ama yemekleri yanında  yap suyu nereden aldığını anlat. Yaşlı annecik  kendim istedim  evlenmesini  ah ah kendime yatdımcı alacağımı sanarken hizmetçi oldum diye söylene söylene razı olmuş. Her gün oğlunun dediklerini yapmış .  Bir ay dolunca annesine hemen evden  bir akrabaya  git ve bir süre gelme demiş anne biraz dinlenirim bari deyip kız kardeşine gitmiş giderken de oğlunun tembihi üzerine evdeki tüm yemekleri ,ekmekleri almış. Sabah olunca oğlan  tarlaya gitmiş   evde tek başına kalan gelin   öğleye doğru acıkmış ,susamış tuvaleti gelmiş yinede kalkmamış eşini beklemiş  .  Eşi eve gelip onu beslemiş tuvaletini yaptırmış  yatağına yatırmış . Ertesi gün eşi  tarlaya gitmiş ama akşam olmuş gelmemiş gelinin tuvaleti o kadar çok gelmiş ki hemen oraya yapmış. Bakmış gelen giden yok altı ıslanmış karnı acıkmış hemen kalkmış evde biraz un bulmuş  annesinin nasıl yaptığını aklına getirmiş biraz ekmek yapmış bakmış ki 8dun yok hemen  dışarı çıkıp odun toplamış. Üstü ıslak olunca üşümüş  banyo yapıp temiz kıtafetler giymiş  . Evde olan lahanalardan yemek yapmış . Oğlan meğerse annesini almış   evin karşısındaki kulubeye saklanmış gelinin  sobayı yaktığını  bacadan duman çıkınca anlayıp hemen eve gelmişler. Gelin onları görünce çok şaşırmış . Annede gelinin iş yaptığını görünce çok şaşırmış meğerse oğlan her şeyi planlamış   yap dese yapmayacak oda  böyle bir yol bulmuş . İnsan mecbur kalınca her şeyi başarabileceğini anlamış gelin de. O günden sonra kimseye yük olmamış . Mutlu mesut yaşamışlar. Bir de çocukları olmuş ... burada da masal bitmiş...

 Not: orjinaline sadık kaldım ...😄

23 Ocak 2017 Pazartesi

Piperku

Masal...


Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde , ninem dedemin beşiğini tıngır mıngır sallarken dedem düştü beşikten ninem kaçtı eşikten , dedem kaptı küreği döndürdü nineme binbir köşeyi derken çoook eski zamanların birinde , Ülkenin birinde yaşlı bir nineyle bir dede yaşarmış ninenin adı Babu Dedenin adıda dadu'ymuş...


Babu ve Dadu çok mutluymuşlar birbirlerini çok sever, sayar arada  tartışsalarda hemen barışırlarmış, çünkü başka kimseleri yokmuş  iki inek ,iki öküz bir kaç tavuktan başka...
 Dadu bir gün pencerenin önüne oturmuş derin derin düşünmeye başlamış Babu gelmiş , neyin var senin   demiş Dadu  baksana  yaşlanıyoruz hiç kimsemizde yok  yarın bir gün elimiz ayağımız tutmayınca bize kim bakacak demiş , ikiside ağlamaya başlamış...
 O sırada yoldan gecen  biri seslerini duymuş ve gelip neden ağladıklarını sormuş , onlarda anlatmış  ben size bir  susak vereceğim o susağın içine ikinizde kırk gün boyunca  dua edip üfleyeceksiniz kırk birinci gün susağı açacaksınız...



 Tamam demişler ve dediği gibi uygulamaya çalışmışlar  kırk gün sonra susağı bir açsınlar ki ne görsünler bir sürü parmak çocuk evin dört bir köşesine koşturuyor,  Babuyla Dadu eyvah! bu çocuklar bizi yer bitirir deyip hemen biri süpürgeyi kapmış biri küreği kovaya doldurup hepsini koşa koşa dereye götürüp dökmüşler..
 eve gelince eyvah! biz ne yaptık neden hepsini attık birini bıraksaydık bari  şimdi kim bakacak bizi diye yine ağlamaya başlamışlar..
 Süpürgenin arasından bir tane parmak çocuk  ağlamayın ben buradayım demiş... Babu ve Dadu çok sevinmişler, bu erkek bir parmak çocukmuş , isminide piperku koymuşlar günler geçmiş aylar geçmiş bir birlerine iyice alışmışlar...
 Dadu bir gün öküzleri alıp tarlaya gitmiş Babuda evde börek yapmış öğlen vakti gelince Babu , piperkuya demiş ki
- Hadi oğlum kalk  ta babana börek pişirdim onu götür..
 Tamam demiş Piperku  almış annesinin hazırladığı çıkıyı, türkü söyle söyleye gitmiş tarlanın başına gelince durmuş.
Babasına seslenmiş 
Babaaa nereden geleyim
kenardan oğlum kenardan
Çıkıyı açıp tepside ki böreğin kenarını yemiş
tekrar seslenmiş baba nereden geleyim 
ortasından oğlum ortasından
 piperku böreğin ortasından yemiş
tekrar seslenmiş babasına babaa nereden geleyim 
bittisinden gel oğlum bittisinden 
piperku böreği bitirip babasının yanına gitmiş
babası merakla oğlum nerede benim böreğim demiş?
 Babacığım kenarından gel dedin kenarını yedim ortasından gel dedin ortasını yedim bittisinden gel dedin bitirdim...
 Dadu yinede kızmamış şevkatle piperkunun başını okşayıp sen şu öküzlerin başında durda ben gidip evde yiyeyim demiş.


 Piperku uslu durur mu hiç zaten parmak kadar hemen öküzlerden birinin kulağının kenarına girip yatmış öküzler tarlayı kendi başlarına sürüyormuş, ormanın içinden iki hırsız  geçerken öküzleri sahipsiz sanıp bir birlerini dürtmüş iki arkadaş..
 Hemen öküzlerin yanına gidip öküzleri çalmışlar, piperku her şeyden habersiz uyuyormuş öküzün kulağında..
 Öküzler önde hırsızlar arkada ilerlemişler ormanın derinliklerine doğru  derken birden yağmur başlamış o ara seslere uyanan Piperku hırsızları görünce korkudan bağırıp imdat istemeye başlamış bunu duyan hırsızlar öküzleri perili sanıp oracıkta bırakıp kaçmışlar nerede olduğunu bilmeyen Piperku öküzün kulağından çıkmış o ara yağmur başlayınca bir labada yaprağının altına girmiş , öküzde görmeden labada yaprağıyla birlikte onu yutuvermiş...
 Öküzler  hava kararmaya başlayınca  evin yolunu hatırladıklarından yavaş yavaş eve gitmişler...

 Babu ve Dadu şaşkın Piperkuyu her yerde aramış ama bulamamış üzülmüşler yarın tekrar ararız deyip yatmışlar.
 Sabah olunca Babu   inekleri sağmaya gitmiş  Babuyu sesinden tanıyan Piperku başlamış dalga geçmeye nasılsa öküzün içinde onu görmüyor...
 Babunun donu yırtılmış 
babunun donu yırtılmışş  kıkır kıkırda gülüyormuş   bu sesi duyan Babu çok korkmuş hemen Daduyu çağırmış   Piperku yine  söyleniyormuş Dadunun donu yırtılmışş , hemen öküzü alıp  kurtların olduğu bir bölgeye götürüp bırakıp evlerine dönmüşler...
 Çok uzun süre geçmeden kurtlar öküzü yemiş tabi karnındaki Piperkuyu da yutmuş
 Kurt ne zaman bir ağıla gitse kurtun karnından piperku başlıyormuş çoban yetiş diye haykırmaya bütün köylü bir olup kurta bir güzel sopa çekiyormuş neredeyse canından olacak.. 


Bir iki derken kurt canından bezmiş masal bu ya  bilge bir kurt varmış ona gitmiş derdini anlatmış , bilge kurt demiş ki sen deniz kenarına git ye kumu iç suyu ye kumu iç suyu sonra bir tepeye çık oradan kendini aşağı yuvarla ,kurt çaresiz başına geleceklerden habersiz yemiş kumu içmiş suyu ,yemiş kumu içmiş suyu gitmiş yüksek bir tepeden  salmış kendini  yuvarlanırken boooooom diye patlamış , Piperkuda içinden çıkmış kurtulmuş burada da masal bitmiş::)))....
Not : bu masal yüzünden lakabım piperku kaldı:)  büyük küçük herkese anlatırım herkes çok sever , ya siz?

22 Ocak 2017 Pazar

Güzel pazarlar

Günaydın can dostlarım. Yeni evime taşınınca burayı ihmal ettiğim doğrudur. Arayan soran ,yorum atan tüm dostlara selam olsun. İşte geldim buradayım. Eski evimden ve manyak komşulardan kurtulunca bir rahatlık çöktü sanırım. Yeni evim  biraz uğraştırdı beni. Eski ev 33 metre kare olunca yeni ev normal bir ev olunca yeni eşyalar almam gerekti bakın bakalım yeni cicilerimi beğenecekmisiniz.













30 Ekim 2016 Pazar

Bir mimdir iki mimdir üç mimdir


Sağolsun blog dostlarım üç koldan aynı zamanda mimleyince bende hepsini bir araya topladım bu bende alışkanlık oldu ;)
Kurabiyecimiss Zehra'mın beni sevgiyle mühürlemesinden dolayı (mim)
Kurabiyecimiss


1.Hayal kurmaktan hoşlandığınız yer ya da zaman dilimi var mı?
Çok konuşkan biri değilim ya dua ederim ya hayal kurarım hayatım ikisiyle dolu
Gece yatarken kurarım genelde, rüyama girmesi için :)

2. En çok nelerin hayalini kurarsın?
Her şey, öyle konu ayırımı yok bende ,hayal işte adı üstünde çok klasik oluyor biliyorum ancak hayal bu  sınırı yok...

3. Şimdiye Kadar Çok Hayalinizi gerçekleştirdiniz mi?
Çoğu zaman olur hayallerim, ancak hemen değil bazıları on yıl sonra olur:)

4.Henüz gerçekleşmemiş ama ille de gerçekleşecek dediğiniz bir hayaliniz var mı?
Sakıncası yoksa anlat çabuk nedir?
Evet bir hayalim var  ileride  kendime ait bir evimin olması , böyle şıkır şıkır suları akan bir banyomun olması ,sıcacık  minik bir ev 1+1 dende geçtim  1 olsun oda yeter:)) 
Bir gün gerçekleşeceğine çok inanıyorum ama ne zaman bilemem:)


****************************************
İkinci mim sevgili
Esma Tezgi tarafından geldi




1.Mucizelere inanır mısınız? Neden?

Evet mucizelere inanırım ,  Allah çok yücedir kün fe yekün ol deyince olur neden olmasın ki olmazları olduran varsa olur...
Ve birde sanırım küçüklüğümden bu yana çok kitap okuduğum için mucizelere çok inanırım hayalperest yapımdan da kaynaklanabilir.
  
2. Şuan bir mucize olsa ne olsun istersiniz? 
 Annemi isterdim:( son bir defa konuşup öpüşüp sarılalım orada mutlu mu?   öğrenmek isterdim...

3. Bu kişi/olay/yer benim mucizem dediğiniz bir şey var mı?
Evet   var ama söyleyemem mucizeleri söylersek yok olurlarmış:))

Üçüncü Mim ise sevgili 
Yasayananilar








BENİ NELER MUTLU EDER? 
Beni  Bu hayatta  güzel olan her şey mutlu eder...
ve...
 Kahve içersem 

Şeker yersem 
Bitter Çikolata yersem
En bi sevdiğim arkadaşım ben yazmadan  napion kız derse:)))
 Sabah kahvaltısına elinde simitlerle  gelen arkadaşa:)
Beyaz gazoz ve leblebi yerken hadi leblebi tozu yapalım deyip   evi  sarı toz dumanına dönüştürünce:)
 Jenga oynarken
tavla oynarken
 hepsi işte ben mutlu bir insanım  bakmayın hep karamsar yazdığıma:)

 Kimleri mimliyorum hemen söylüyorum :) istediğiniz  her hangi bir mimi yapabilirsiniz seçim size kalmış.
Mayıs yağmuru

Müjde Dural

benrujumvealligim

havvaturan

siyahadamo

Farklidiyarlarayolculuk




29 Ekim 2016 Cumartesi

Blog keşif etkinliği



 Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun...

Bu gün bir kaç blog tanıtmak istiyorum ve kuzuların kuzusu çekiliş yapıyor , her zaman sıcak samimi ve aile ortamının ne kadar huzurlu olduğunu hissedeceğiniz bir blog. ve bu hediyeleri kaçırmak istemezsiniz bence  blogta birinci yılını kutlarken çok cömert davranmış, daha buradamısınız siz :))  Gimtişken selamlarımı söylemeyi unutmayın:)))


Gökçenin bloğu tık

 **********************************************************************************
 Bu gün çekiliş  tanıtımlarından  gidiyorum tesadüfen rastladığım sevimli bir blog 
 İsmi çok ilginç  Aforizmik kalıntılar
Anlamına baktım çok hoşuma gitti bloğunda açıklaması var uğramak isterseniz işte adres aşağıda...


bloğu tık


**********************************************************************************
Bu tanıtacağım bloğu çoğunuz tanır ben yine de tanıtmak istedim. Bloggerden beraber aynı gecede taşındığımız komşum:) Sadece komşu mu?
 Düşünceleri tarzı ve yaşam şekliyle kendinden taviz vermeyen  insan gibi insan kendi düşüncelerine sahip çıkarken başkalarının düşüncelerine saygı duyan blog alemindeki, Müjde Annem...


Buradan tık
 *********************************************************************************
Sevgili Mayısım içten samimi abla,kardeş ,arkadaş olarak kolayca bir yer bulur gönlünüzde içten ve samimi yazılarını yorumlarında da hissedebilirsiniz..
 Okuyan 
gezen
araştıran
Yüreğine dokunmak isterseniz 








buraya tık
*****************************************************
 Bu bloğu az önce bana yazdığı yorumdan yola çıkarak buldum ve bir daha ki blog tanıtımına kadar bekleyemedim doğrusu...
  Bloğunu açalı iki yıl olmuş ve sadece sekiz takipçisi var bu günlerde ikinci yılını kutluyor sizde destek olup  yeni bir takipçi kazanmak istiyorsanız farklı bir diyarlara  yolculuk yapmak isterseniz, işte adresi...





buraya tık



 Not:Bloğunu  Tanıtmamı  isteyen yorum olarak bu yazının altına  yazabilir link vermenize gerek yok yorumdan  ziyarete gelebilyorum:)
 Takipte kalın 
  sevgiler...

28 Ekim 2016 Cuma

Meğer...




Ben sensiz yaşayamam ölürüm demiştim ya

ölmedim sevgilim yaşıyorum  yaşıyorum da nasıl  bilemezsin!

şimdi felçliyim

Gözlerim bakıyor görmüyor, ellerim  tutuyor hissetmiyor aklımdan seni çıkarmak istiyorum bir türlü anılar izin vermiyor tam unuttum derken bankta iki sevgili görüyorum  el ele hafiften utangaç

ahh !!

diyorum  o an düşüveriyorsun aklıma

ya yağmura ne demeli önceden dahamı az yağardı

şimdi her yağmur tanesi yüreğime kurşun gibi düşüyor

  yaralıyor derinden

 en olmadık zamanlarda ağlama nöbetlerine tutuluyorum

beynim gözyaşlarıma engel  olamıyor

meğer

ben seni unutmak için sevmişim

 göz yaşlarıma yenilerini eklemek için sevmişim

ben seni her baharda

yüreğimde fırtınalar kopar diye sevmişim

ben seni anılarda kal  diye   sevmişim !!!





23 Ekim 2016 Pazar

İnsanlık kayboluyor!




Keşke göz açıp kapamak kadar kolay olsaydı her şey derler...
 Derler ya kolay mı ki! Gözümüzü  kapayıp açarken görmediğimiz milyonlarca toz zerreciği bize zarar vermek için hali hazırda bekler ve bize ne zaman zarar vereceklerini de bilemeyiz tıpkı hayat gibi bize zarar vermeyeceğini düşündüğümüz insanlar  yakar hep canımızı..
 umursamamak mıdır yoksa artık dünya öyle bir hal aldı ki umursasak ta kendimizi koruyamamak mıdır bilemiyorum. Bir kaç gündür çok üzgünüm  Küçük Irmağın başına gelenlerden dolayı . Ne yapabiliriz diye düşünüyorum benzeri bir olayı kısa süre önce anlatmıştım  alt katımda ki adam hasta diye rapor almış açık ceza evinde yatıyor tatile gelir gibi eve geliyor ve ben suçsuzum ki devlet bana orada para bile veriyor diyor...
 Çıkığında birinin canını yakacağı muhtemel bana çok kinliler neden  haberi söylemişim diye...
 Ve insanlara da çok kızıyorum  yaşlı o artık yapamaz bir şey diyenler var ne biçim bir kelimedir bu! Yaşla alakası mı varmış beyin aynı  beyin...
 Yaşlılara güven kalmadı ,gençlere güven kalmadı peki ne yapacağız ? Düşünüpte çözüm bulamadığım bir muamma , ve bunca olay yaşanırken  çarşı pazarda çocuğunu  önemsemeyen insanları gördükçe çıldırıyorum bebek arabasını  içinde bebekle bırakıp   tezgaha yumulan kadına  bende yumulmak istiyorum nasıl bir beyin bu anlayamıyorum  altı yaşlarında ki çocuğuna   bebek arabasını bırakıp  mağazaya giren kadını anlayamıyorum o çocuk daha kendini koruyamaz kardeşini nasıl korusun ki!
Hem korkuyoruz hemde  göz  göre  hatalar yapıyoruz belalara davetiye çıkarıyoruz. 
Face ve instagramda küçücük çocuklara büyüklere bile abes kaçan makyajları yapan anneler ne varmış masumca diye çemkiriyorlar birde  yaptık hepimiz yaptık annelerimizin topuklu ayakkabılarını da giydik ama bu mahrem bir şey özelindir neden ulu orta çocuğunu teşhir ediyorsun. ben yakıştıramıyorum  o çocuğun ruj sürmesine kızmıyorum annenin bunu ulu orta paylaşmasına kızıyorum. Bunu marifet saymasına kızıyorum, ruj  sürmeye senin yüzünden özenmesine kızıyorum ve bunu alışkanlık haline getirmesine sebep olmasına kızıyorum. çocukları onları namazda ibadette görse ona özenecekler.
 Ne zaman çarşıya çıksam bir kadınla kavga ediyorum çocuğunu banka oturtup bankamatikten para çekenin den tutun da   seyyar bilet satan kişilere   az sizin yanınızda dursun diyenine kadar nasıl bir mantık . Artık  bilinçlenmek zorundayız çocuğa nasıl diyorsak yabancıdan şeker alma ,
para alma yabancılarla konuşma aynı şeyi ebeveynde uygulamalı ...



13 Ekim 2016 Perşembe

Tuhaf bir Mim



Baktım ki dostlar yapmazsam liste uzayacak  mimleyenler yazıdan uzun olacak bir mim yazısı yapayım artık dedim şimdi Zehra utanmazsan yapma  bari diyecek biliyorum:))
 Aylar önceki mimini bulamadım bir türlü :)) halen kafama kakar ben seni mimledim de sen   yapmadın diye:)) Şimdi gelelim beni  mimleyen dostlara  unutmuş olabilirim bazılarını...
 ya da mimlediğini sanmış ta olabilirim:) 

KURABİYECİMİSSS

 Mutlu Yaşam
Saliha Nur Turhan
 Bi'blog
Mrs Şivekar
Neşeli süs evim   etkinlik için davet etmişti off ne hayırsız bir arkadaşım değil mi?  iştee hepinizi mutlu etmek adına size çorba bir mim yaptım buyrun bakalım:))))





1. NASIL BLOG YAZMAYA BAŞLADINIz?

 Yazmak benim için bambaşka bir şey  yaşamak gibi nefes almak gibi her yazdığım yazım benim bir parçam  hatta evladım gibidir .
Tufan'da bir kaç yazı paylaşmıştım kendi bloğumda paylaşamayacağım diye içim çıktı, Küçükken günlük yazardım , küçükken derken  ilk okul dönemlerimde sonraları günlük yazıp yakmaya başladım çünkü hiç kimsenin ulaşamamasını istiyordum günlüğümü bulan beni çözecek sanıyordum sanki  CİA ajanıyım. Yıllarca  yazdıklarımı hep yaktım sonra büyüdüm  ve bu devam etti...

 Bir gün internette gezinirken bir erkek blogcunun  hayatına rastladım çok ilginç bir hayatı vardı ancak kim olduğuna dair hiç bir ip ucu yoktu, her  hafta  hatta her gün yazsın diye beklemeye başladım  hayata dair kendine dair has bir yazım şekli vardı blogta bir sürü arkadaşı vardı bir birlerine yorum yapıyorlardı özendim bende yorum yaptım   gayet resmi sade bir teşekkür etti...  Blog dostlarıyla arası çok iyiydi tabii  mesafe sınırını ayarlayamayınca önce birbirlerini deşifre ettiler ve  bir birlerine girdiler ve ben sadece uzaktan izliyordum  blogunu kapadı  ve diğer bir kaç taneside öyle yaptı...  
 Ben blog açarım ve kimseyle de konuşmam o zaman kimseyle de aram açılmaz dedim ve yaptım da  o zamanlar blogcu  vardı orada açtım ve  yorumlara kapalıydı. Sonra dayanamayıp  yorumları açtım çok sevdiğim dostlarım oldu halende varlar...
  Ancak blogcu   el değiştirdi ve  tuhaf bir yer oldu o gece bir çok kişi gibi  blogspota geldim  aslında ilk başlarda hepimiz bir birimize destektik sonraları hayat iş güç derken   birde gerçekten insan bir süre sonra kendi kişiliğine bürünüyor belli ediyor kendini  kimileri kendi kendine yol verdiler anlayacağınız... 
amann nereden nereye geldim işte   klasik ben:)   İşte burada yazarım kimse beni tanımaz yazdıklarımı da yakmama gerek kalmaz  diye yazmaya başladım içimden geçenleri, başımdan geçenleri , hislerimi... Wc de bile yazarım tuvalet  kağıtlarına az şiir yazmadım:)
    

2. BLOGUNDA DAHA ÖNCE YAZMADIĞIN BİR TARZDA YAZACAK OLSAN BU NE OLURDU?
 benim için yok yok ben yazarım her şeyi :)))

3. BLOGLARDA OKUMAYI EN SEVDİĞİN KONULAR NELERDİR?
 İçten çıkarsız yazılan her yazı başımın tacı:))

4. HAYATTA EN ÇOK YAPMAK İSTEDİĞİN 3 ŞEY NEDİR?

Umreye gitmek isterim
yaşlı insanları bakmak isterim
kendimi yaşlılara ve çocuklara adamak isterdim.
  Küçükken filmlerden etkilenip  büyüyünce rahibe olup manastıra kapanacağım derdim:)) töbe yarabbi:)) 
 çocuk evi
barınak 
  kitap evi
Sokak  başlarına ücretsiz sebil
Köylere çeşme
Yurt dışına gitmek 
Paris'te kahve 
üç mü demiştiniz:)))
 beni konuşturmayın demiştimm:)))


8 Ekim 2016 Cumartesi

Keşke benim olsa


Ne kadar mutlusun keşke senin gibi bir hayatım olsaydı dedi... O an kendimi kendimden söküp ona vermek istedim... 
Her gülen göze talip oluyoruz o gülen gözlerin ardında ne göz yaşları var bilmeden aslında en büyük hatayı kendi büyük mutluluklarımızı görmeyip sırf güçlü görünsün diye sahte gülümsemeleri kıskanıyoruz. Restoranda yemek yiyeni ,her gün alış veriş yapanı zengin , spor yapıp zayıf olanı sağlıklı, facede instagramda her gün karı koca şapur şupur resim atanları mutlu sanıyoruz . Başkalarının mutluluğuyla o kadar çok muhatap oluyoruz ki kendi mutluluklarımızı göremiyoruz.
Hep hata arıyoruz karşımızdakinde.
Şükür etmeyi bilmeyince elimizdekinin kıymetini bilemeyip ederini yok ediyoruz. 
Hasta çocuğu olan zengin birini bile kıskanabiliyoruz 'o kadar para bende olsaydı 'diyebiliyoruz ya çektiği acılar ?
Şimdiye kadar kimseden duymadım ay şunun çocuğu çok hasta keşke benim çocuğum hasta olsaydı dediğini işitmedim hiç ,sadece parasını ,yurt dışına gidişlerini istiyoruz.
Benciliz karşımızdakinin sadece iyi hallerini görüyoruz hırsızız sadece mutluluğunu çalmak istiyoruz..
Ruhsuzuz sadece güzellikleri elde etmek istiyoruz.
Hep kendimizin derdi en büyük gelir.
 İnternette gezinirken bir yazı okumuştum biri dua arıyordu zenginlik, güzellik ve gücü elde etme duası varmıdır? Diye...
 Peki senin bunları kaldırabilecek kapasiten var mı?  Lafa gelince bir yudum mutluluk yeter bana diyenler kıymetini bilmediği sürece   o yudum koca kazanlarda da pişse yine yetmez.
Bu hayatta her şeyin bir bedeli vardır kimse dört dörtlük değildir kimsenin hayatı lay lay lom değildir. Meşhur bir söz vardır Mükemmeli istiyorsan bedelini ödemeye hazır ol.
 Birde başkalarının mutsuzluklarıyla beslenenler vardır,kendi mutsuzluklarını örtmek , gizlemek için başkalarının mutsuzluklarını deşifre eder...
İnsan başkalarının mutsuzluk ve mutluluklarının peşini bıraktığında kendi mutluluklarını görmeye başlar...




2 Ekim 2016 Pazar

İç döküntüleri


 Aslında anlatacak çok şeyim var  ancak   en üzüntülü anlarımda susmak adet olmuş bende, dün işten gelirken bahçeden içeri girdim   benim alt katta  bir erkek öksürüğü başladı , alt katta ki   sapık hapisten çıkmış aklım almıyor nasıl olabilir?

Aklınca bana kendini belli ediyor öksürerek  ...
 Benim kapıma kağıt yapıştırmış hanıma  yirmi bana yirmi lira borcun var duvarın üzerine bırak diye , çıldırıyorum sandım kağıdı parçalayıp   fırlattım kapısına.  Avaz avaz bağırayım kavga edeyim istiyor ne borcu diyeyim? 
Hırsızlıkla , insanların duygularıyla oynayıp istismar ederek geçinen  insanlardan ne gibi bir borç alabilirim ki bayramda  el öpme paralarını da ver  yazmış ...
Ah  Müzeyyen ahh !  tek suçlu ev sahibim benim üstüme yıktı olayı evi başkalarına kiraya verdi bile  birde onlarla birlik olup polis olduğunu  söyleyen adamı bile dolandırdılar bayramda  kirayı ödeyemedim ev sahibi evden çıkaracak demiş adamcağız da  geldi sordu ev sahibine aslında kirayı vermiş ama  öyle anlaşmışlar vermedi demiş  arefe günü adamcağız getirdi kirayı ev sahibine verdi adam gider gitmez ev sahibi parayı kadına verdi ...

 Günah dedim ev sahibine bana ne günah onun diyor birde umreye gideceksin günah helallik almadan o adamdan nasıl gideceksin dedim sen her şeyi çok biliyorsun dedi..
Ben mi çok üstüne gidiyorum ama  ne gerek var ki böyle şeylere belki hastası var  belki onun da ihtiyacı var çoluk çocuğunun rızkı yaa şimdi de kalkmış beni dolandıracak  vereceğim ben ona parayı...
 Bir şey diyemiyor   yüzüme bana tek kelime dese polisi arayacağım hem ev sahibimi hem onu şikayet edeceğim yeter artık annemin arkadaşı dedim şimdiye kadar vefa gösterdim ev sahibime ama iyice dozunu kaçırdı ne kızlarına ne damatlarına söylemiyor saklıyor madem normal bir şey söylese ye  kızlarına anlattım biri zaten çok kızıyor ona ...
 Babamı aradım uygun bir ev varmış bana alsana dedim yine aynı teraneler, şunu almış bunu almış borcu varmış off , Başka eve çıkamam şu aralar işlerde bozuk  durmadan ücretsiz izin veriyorlar , güvenlik işi buldum   ama bu işten çıkamıyorum  tazminatımı vermiyorlar.
 Beş gün sonra annemin ölüm yıl dönümü,bu bile tek başına yetiyor beni mahvetmeye en sevdiğinin  tekrar öleceği günü beklemek ne acı  bir şey tekrar tekrar ölüyor ama içinde hiç ölmüyor...

  En sevdiğim arkadaşıma gücendim ben onun için bir çok şeyi feda ederken  ondan küçük bir ricada bulundum olmaz  bin dereden su getirip sıvıştı.

 Allah kişiye kaldıramayacağı yük yüklemez, Şükür diyorum...

  Banyonun çeşmeleri bozulmuş gittim yeni alıp değiştirdim önceden damlıyordu artık damlamıyor şimdi resmen akıyor.  Bu moral bozukluğu ile içimden hiç bir şey gelmiyor, Blogları gezemiyorum :( Sizi de daralttım  üzgünüm, özür dilerim.....